Demokrasi
çocuk akşam eve gelmiş ve babasına ;
“baba hayat bilgisi dersinde yonetimleri işliyoruz, bana demokrasiyi anlatır mısın? ” demiş.
babası; “anlatmasına anlatırım yavrum, ama senin bazı tanımları bilmen gerekiyor.” demiş. “bak şimdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum,
ben kapitalistim. paranın nasıl harcanacağına annen karar verir, o hükümet. hepimiz senin için yaşıyoruz, sen halksın. beşikteki kardeşin, gelecek. hizmetçimiz ise işçi sınıfı. sen bunları öğren. ben sabah sana demokrasiyi anlatırım” demiş.
gece çocuk uyanmış bir bakmış ki küçük kardeşi altını pisletmiş ve
durmadan ağlıyor. hemen anne ve babasının odasına gitmis.
annesi horul horul uyuyor. uyandırmaya çalışmış ama başaramamış.
babası yatakta değil, geçerken hizmetçinin odasına bir bakmış ki
hizmetçiyle babası sevişiyor. çaresiz dönüp yatmış.
Yazının devamını oku »
Karşılıksız Sevgi
Bu, Kuzey Irakta savaşan ve sonunda evine dönecek olan Mehmet adında bir askerin hikâyesidir. Mehmet evine gitmeden önce, İstanbul’da bulunan anne babasına telefon açar. Sevgili anne ve babacığım, sonunda eve geliyorum ama bir şey sormak istiyorum. Bir arkadaşımı da beraber eve getirebilir miyim? ‘Tabii ki ‘ diye cevaplarlar. ‘Onunla tanışmaktan mutluluk duyarız’. ‘Ama bilmeniz gereken bir şey var’ diye devam eder Mehmet;’O, savaşta ağır yaralandı. Kara mayınına bastı ve kolu ile bacağını kaybetti. Başka gidecek hiçbir yeri yok. Onun bize gelmesini ve bizimle yaşamasını istiyorum’. ‘Bunu duyduğuma çok üzüldüm oğlum, belki kalacak başka bir yer bulması için ona yardımcı olabiliriz.’O,’hayır , onun bizimle yaşamasını istiyorum’ der.. ‘Oğlum,’ der babası, ’sen ne istediğinin farkında değilsin. Böyle büyük bir sorunu olan birisi bizi çok rahatsız eder. Bizim kendi hayatımız var ve böyle bir farklılığa izin veremeyiz. Bence sen eve gelmeli ve bu çocuğu unutmalısın. O kendi yaşamını devam ettirmenin bir yolunu bulacaktır.’ O andan sonra, Mehmet telefonu kapatır. Anne ve babası ondan başka bir söz duymazlar… Birkaç gün sonra, İstanbul polisinden bir telefon gelir. Oğullarının bir binadan düşerek öldüğü söylenir. Polise göre intihardır. Anne ve baba telaşla uçağa binerek oğullarının teşhisini yapmak için öldüğü ildeki devlet hastanesinde bulunan teşhis morguna giderler. Mehmet’i teşhis ederler.Ama gözleri fal taşı gibi açılarak bilmedikleri bir şeyi de fark ederler. Mehmet’in bir bacağı ve bir kolu yoktur..
Dostluk
çok samimi iki dost varmış.Biri çok kurnaz atılganmış.Diğeri ise saf dürüst ve sessizmiş.
Birgün kurnaz olan ark.diğer arkadaşının yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve ondan borç para ister.Saf ark. ise onu kırmaz elindeki bütün parasını ona verir.Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.Bir süre sonra kurnaz ark. saf arkadaşın yanına giderek evlenmek üzer olduğu nişanlısını onadan ister.Saf ark. ise onu kırmaz ve nişanlısını üzüle üzüle ona verir.BİR GÜN SAF ARK. İŞLERİ BOZULUR VE kurnaz arkadaşından iş istemeye gider kurnaz ark. ona iş vermez.Saf ark. ise pişmanlık ve üzüntü duyar.
Bir gün saf sokakta dolaşırken bir adam görür.Adam hastaymış ve saftan ilaçlarını almasını istemiş.Saf hemen adamın ilaçlarını almış ve adam ölmüş.Adam bütün mirasını safa bırakmış.Artık saf zenginimiş.
Bir gün safın kapısı çalmış.Yaşlı bir kadınaç olduğunu söyleyerek ondan yemek istediğini söylemiş.Saf hiç düşünmeden kadını içeri almış karnını doyurmuş.Kadaının yalnız olduğunu öğrenince kadaının evinde kalmasını düşünmüş.Bu fikri kadına söyledeğinde kadın artık ev işleriyle ilgilenecekti.
Yıllar geçer yaşlı kadın safı bir kızla evlendirir.artık düğün devetleri hazırdı.tabi ki bizim saf kurnaz arkadaşı unutmadı.ona da bir kart gönderdi.düğün zamanı geldiğinde kurnaz ark. da ordaydı.
saf bir ara mikrafonu eline alarakbir zmnlar çok sevdiim br arkadaşım vardı.bnden borç para istedi hiç düşünmeden verdim.sonra benden çok sevdiğim nişanlımı istedi arkadaşım için değer dedim nişanlımı da ona verdim.sonra birgün işlerim bozuldu arkadaşımdan iş istemeye gittim bana iş vermedi.ama ban yine de arkadaşıma kızmıyorum çünkü biz gerçek dostuz dedi.
bu konuşma üzerine kurnaz mikrafonu alır evt ondan para istedim.nişanlısını istedim çünkü ona layık değildi(hayat kadınıydı).bendeniş istedi vermedim çünkü ona emir veremezdim.sokakta gördüğü adam benim babamdı.babamın bütün mirasını arkadaşıma bıraktım.kapısını çalan yaşlı kadın benim annemdi.ona ark. etsin diye ben gönderdim.şu an evleneceği kız da bnm kız kardeşim dedi.
Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Aynı konunun 3 versiyonu…
1- Kadin/Erkek
2- Kadin/Kadin
3- Erkek/Erkek
1.Versiyon Kadin / Erkek: Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Kadin: Saçimi kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor…
Erkek: O halde kestir.
Kadin: Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma gittigini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: Ne güzel olurdun uzun saçla .
Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen. Bunu senden Allah rizasi için istiyorum.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: Birak perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim deme!!!!!!!
Erkek:?!?!?!?!!
2.Versiyon Kadin / Kadin:
1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. Ay çok mu kisa oldu acaba…??
1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yüzüm bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim. Benim su saçim klasik oldu artik, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum.
2.Kadin: Ay yapma Allah askina nesi varmis yüzünün…. Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah sekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi olsa. En azindan su çökük omuzlarimin dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü kiz var… Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki.. Birde benim su kisa kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar üstümde emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir…
3.Versiyon Erkek / Erkek:
1.Adam: Saçini mi kestirdin?
2.Adam: Evet
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..
2.Adam: Sagol…
Olay budur !
****************
İkiz Kulelerdeki Türkler
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta… Basına yansıyan hikâyelere göre Türklerin kurtuluş sırları şöyle :
# En kötüsünü düşündüler : Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi : Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk Nasıl kurtulurum u planlarken ABD li masasında çalışıyordu.
# Anonsları dinlemediler : Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler, izdihamı engellemek için hoparlörden yayılan Binayı terk etmeyin uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.
# Cepler hep açık : Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları çabuk kaç, binaya uçak çarptı diye uyardı.
# Emniyet şeridini ihlal : Binadan kurtulan bir Türk e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu. Polise Neden solu kullandırmıyorsun? dedim. Yukarı çıkanlara ayırdık dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.
# İleriyi gördüler : Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor : Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD lilerse binanın önünde telefonla Kurtuldum diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar.


















